Benim de başıma gelmişti!
Kapkaç haberleri aldı başını yine gidiyor.
Benim de başıma gelmişti. Kapkaç değil de, hırsızlık.
Bundan dört sene önceydi. Baran daha bir yaşına yeni basacaktı. Annemle bir alışveriş merkezinde dolaşıyorduk. O zamanlar hırsızlık bugünkü kadar yaygın değildi. Ya da ben farkında değildim.
Baran pusetinde oturuyordu. Pusete asılı da büyüuk bi çantamız vardı. İçinde Baran'ın malzemeleri ve de malesef benim eşyalarım.
Bi mağzaya girmiştik ve tezgahtar kızın tezgahın üzerine koyduğu giysilere bakıyorduk. Puset tam dibimizdeydi. Baran bize dönük olduğu için, çanta dışarda kalıyordu. Dışarda dediğim de yine de hemen yanımızda.
Mağza boş sayılırdı. Ve içeride de 3-4 görevli vardı.
Bişeyler beğenip kasaya yönelince, çantanın yok olduğunu farketmiştim.
Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Çünkü içinde cüzdanımın, cep telefonumun, ev anahtarımın dışında arabanın ruhsatı ve anahtarı da vardı. Araba da alışveriş merkezinin hemen dışında duruyordu.
Plakası ve modeli de ruhsatta yazılı olduğu için, hemen çalınabilirdi de.
Şöyle birşey var; araba çalındığı zaman, siz her iki anahtarı da sigortacıya veremiyorsanız, o zaman arabanın parasını da alamıyorsunuz. Yani bu durumda arabamızı kendi elimizle teslim etmiş oluyoruz. Kıl bi durum ama gerçek.
Neyse, tam o sırada, allah gönderdi herhalde, Semih'in annesi ve iki teyzesiyle burun buruna geldik.
Durumu hemen anlattıktan sonra, bi teyzesi otoparka gidip, bi görevli bulup, bizim arabanın başına dikti.
Annem Baran'ın başındaydı. Ahlaksızlar oğlumun mamasını da çaldığı için, kayınvalidem market bölümüne koşup biberon, mama, su vs. aldı.
Ben de diğer teyzemizle güvenliğe gittik. Orada önce kartlarımı iptal ettirdim telefonla. Sonra da tutturdum, o mağzanın kamerası yok mu, izlemek istiyorum diye. Etrafımızda tezgahtar kızlar pır dönerken nasıl böyle bişey olabildi aklım almıyordu. Hiçbiri de bişey görmemiş.
Günahlarını almak istemiyorum, ama bana olay biraz şüpheli gelmişti.
Bana böyle bi hakkımın olmadığını söylediler.
Sonra taxiye atlayıp en yakın karakola gidip zabıt tutturdum. Yanımda bayağı bi nakit vardı. Bi de polisten azar işittim, niye bu kadar para taşıyormuşum diye. Ben nereden bileyim başıma bunun geleceğini.
Alışveriş merkezine döndüğümüzde, kayınbiraderim ve eşim de gelmişlerdi. Eşim yedek anahtarla bizim arabayı aldı. Ben, kayınvalidem, Baran da kayınbiraderimle döndük.
Annem ve Semih'in teyzeleri yakın oturdukları için, eşim önce onları bıraktı eve.
Eve dönünce de kapının kilidini değiştirttik.
Daha sonra Semih araba servisimizi arayıp durumu bildirdi. Tabii bütün kilitlerin değişmesi ve bunun için de önce sipariş edilmeleri gerekiyordu. Yani öyle hemen olmadı bu iş. Bu süre zarfında da arabayı kullanamadım, ne olur ne olmaz diye.
Tam o haftanın sonunda Baran'ın ilk doğumgünü kutlanacaktı. Fakat yavrum bu koşuşturma sırasında üşütmüştü galiba, çok hasta olmuştu. Ertelemek zorunda kalmıştık.
Çantam aylar sonra bulundu. Karakoldan arayıp, almamı söylediler. İçinden sadece cep tel.im ve paralar alınmıştı. Diğer herşey duruyordu. Cüzdanımı, kimliklerimi, rujumu, biberonu filan bırakmışlardı, ama Baranın giysilerini ve bezlerini almışlardı!
Ben tabii ki sadece kimliklerimi alıp, diğer herşeyi çantayla birlikte attım.
O günden beri cüzdanımı, cebimi önümde, küçücük bi çantada taşıyorum (freebag değil ama). Çocuklarla olunca da çok rahat ediyorum, elim kolum serbest kalıyor. Çanta derdine düşmüyorum artık.
Sadece çocuksuz gezdiğim zamanlarda istediğim çantayı kullanıyorum.
Neredeyse her gece yine hırsızlık olaylarını dinleyince, aklıma geldi yine bu kötü anım.
Ve kesinlikle alışveriş merkezlerinin güvenliğine inanmıyorum. Güvenlik elemanıymış, kameraymış, fasa fiso. Az kavga etmedim daha sonraki günler gidip de hesap sorduğumda. Ama nafile...
Benim de başıma gelmişti. Kapkaç değil de, hırsızlık.
Bundan dört sene önceydi. Baran daha bir yaşına yeni basacaktı. Annemle bir alışveriş merkezinde dolaşıyorduk. O zamanlar hırsızlık bugünkü kadar yaygın değildi. Ya da ben farkında değildim.
Baran pusetinde oturuyordu. Pusete asılı da büyüuk bi çantamız vardı. İçinde Baran'ın malzemeleri ve de malesef benim eşyalarım.
Bi mağzaya girmiştik ve tezgahtar kızın tezgahın üzerine koyduğu giysilere bakıyorduk. Puset tam dibimizdeydi. Baran bize dönük olduğu için, çanta dışarda kalıyordu. Dışarda dediğim de yine de hemen yanımızda.
Mağza boş sayılırdı. Ve içeride de 3-4 görevli vardı.
Bişeyler beğenip kasaya yönelince, çantanın yok olduğunu farketmiştim.
Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Çünkü içinde cüzdanımın, cep telefonumun, ev anahtarımın dışında arabanın ruhsatı ve anahtarı da vardı. Araba da alışveriş merkezinin hemen dışında duruyordu.
Plakası ve modeli de ruhsatta yazılı olduğu için, hemen çalınabilirdi de.
Şöyle birşey var; araba çalındığı zaman, siz her iki anahtarı da sigortacıya veremiyorsanız, o zaman arabanın parasını da alamıyorsunuz. Yani bu durumda arabamızı kendi elimizle teslim etmiş oluyoruz. Kıl bi durum ama gerçek.
Neyse, tam o sırada, allah gönderdi herhalde, Semih'in annesi ve iki teyzesiyle burun buruna geldik.
Durumu hemen anlattıktan sonra, bi teyzesi otoparka gidip, bi görevli bulup, bizim arabanın başına dikti.
Annem Baran'ın başındaydı. Ahlaksızlar oğlumun mamasını da çaldığı için, kayınvalidem market bölümüne koşup biberon, mama, su vs. aldı.
Ben de diğer teyzemizle güvenliğe gittik. Orada önce kartlarımı iptal ettirdim telefonla. Sonra da tutturdum, o mağzanın kamerası yok mu, izlemek istiyorum diye. Etrafımızda tezgahtar kızlar pır dönerken nasıl böyle bişey olabildi aklım almıyordu. Hiçbiri de bişey görmemiş.
Günahlarını almak istemiyorum, ama bana olay biraz şüpheli gelmişti.
Bana böyle bi hakkımın olmadığını söylediler.
Sonra taxiye atlayıp en yakın karakola gidip zabıt tutturdum. Yanımda bayağı bi nakit vardı. Bi de polisten azar işittim, niye bu kadar para taşıyormuşum diye. Ben nereden bileyim başıma bunun geleceğini.
Alışveriş merkezine döndüğümüzde, kayınbiraderim ve eşim de gelmişlerdi. Eşim yedek anahtarla bizim arabayı aldı. Ben, kayınvalidem, Baran da kayınbiraderimle döndük.
Annem ve Semih'in teyzeleri yakın oturdukları için, eşim önce onları bıraktı eve.
Eve dönünce de kapının kilidini değiştirttik.
Daha sonra Semih araba servisimizi arayıp durumu bildirdi. Tabii bütün kilitlerin değişmesi ve bunun için de önce sipariş edilmeleri gerekiyordu. Yani öyle hemen olmadı bu iş. Bu süre zarfında da arabayı kullanamadım, ne olur ne olmaz diye.
Tam o haftanın sonunda Baran'ın ilk doğumgünü kutlanacaktı. Fakat yavrum bu koşuşturma sırasında üşütmüştü galiba, çok hasta olmuştu. Ertelemek zorunda kalmıştık.
Çantam aylar sonra bulundu. Karakoldan arayıp, almamı söylediler. İçinden sadece cep tel.im ve paralar alınmıştı. Diğer herşey duruyordu. Cüzdanımı, kimliklerimi, rujumu, biberonu filan bırakmışlardı, ama Baranın giysilerini ve bezlerini almışlardı!
Ben tabii ki sadece kimliklerimi alıp, diğer herşeyi çantayla birlikte attım.
O günden beri cüzdanımı, cebimi önümde, küçücük bi çantada taşıyorum (freebag değil ama). Çocuklarla olunca da çok rahat ediyorum, elim kolum serbest kalıyor. Çanta derdine düşmüyorum artık.
Sadece çocuksuz gezdiğim zamanlarda istediğim çantayı kullanıyorum.
Neredeyse her gece yine hırsızlık olaylarını dinleyince, aklıma geldi yine bu kötü anım.
Ve kesinlikle alışveriş merkezlerinin güvenliğine inanmıyorum. Güvenlik elemanıymış, kameraymış, fasa fiso. Az kavga etmedim daha sonraki günler gidip de hesap sorduğumda. Ama nafile...


15 Comments:
At 12:16 PM,
renkler said…
Mercancığım ben burada polisin seni azarlamasına takıldım. Tani insan alışverişe giderken nakit taşıyamaz mı, illa kredi kartı mı kullanacak... Ayrıca ne kadar taşırsam taşırım dimi? Başına gelen çok acı. Ne kadar dikkatli olsak da başımıza gelebilir, ben hiç büyük konuşmuyorum. Allah korusun tabi. Biz de yıllar önce 17. yaş günümde annemle soyulmuştuk. Belki bloğumda anlattım ama özetleyim. Osmanbeyde Elleden bana nefis bir süet ayakkabı almıştı annem, yaşgünü hediyesi. Onun bir de çok cici bir çantası vardı. Ben o dönemde spor çanta kullanıyorum ama ona bayıldım. Annem almadı tabi. Neyse çıktık, bir ara bir grup bizi sıkıştırdı. Kapalı bir kadın anneme bişey sordu ama anlaşılmaz. Annem ne diyorsun kızım sen deyince gittiler. Eve geldiğimizde annemin çantasındaki cüzdan uçmuştu. Veeee 3 aylık maaşı da uçmuştu! Benim akıllım da maaşıyla geziyor yani. İşte buna kızılır bak, hayır o çantayı alsaydı bar! Zaten o da sonra çok yandı. Canım kusura bakma post gibi yorum oldu ama başlayınca bırakamıyorum işte. Gevezeyim biraz...
At 12:59 PM,
ceyda'nın tükkanı said…
Cok can sıkıcı gerçekten tüm prosedürler. Hayır soyulduğuna mı yanacaksın yoksa o kadar angarya işlerle ugraştığına mı üstelik bir de azar işiteceksin. Gerçekten geçmiş olsun.
At 1:44 PM,
Mercan said…
RENKLERcim, ben normalde o kadar nakitle dolaşmazdım. Ama o gün kredi kartlarımı ödeyecektim, bi de ekstradan alışverişe niyetlenmiştim. Hiçbir şey alamadan ve kredi kartlarımı ödeyemeden gitmişti çanta. Ama kabahat bendeydi. Pusette bırakmamalıydım cüzdanımı:(
Sağol CEYDAcım. Gerçekten de angarya işlerdi. Tekrar ruhsat çıkartıldı. Sigorta şirketine bizzat gitmek zorunda kaldım görüşmeye. Çünkü kilitlerin parasını vermek istememişlerdi başta. Sonra ehliyet, nüfus cüzdanı vs.
Ama bu bana büyük bi ders oldu. Artık daha dikkatliyim alışveriş yaparken. Biraz uyanık durmak lazım. Çünkü sadece cüzdan, çanta değil, alışveriş torbası vs. de yürütüyorlar.
At 2:00 PM,
Deadora said…
dogrusu masallah mercancim cünkü anlattigina bakilirsa celik gibi sinirlerin varmis.. benim basima o olaylar gelse elim ayagima dolanir birde üstüne bayilirdim kesinlikle..
hem bu arada.. sen neden üstünde o kadar nakit tasiyorsun ki?
:)
At 3:55 PM,
Mercan said…
DEADORAcım, bi üst commentde de yazdığım gibi, kredi kartlarımı ödeyecektim ve de alışverişim vardı. Şanssızlık işte:(
Bi de bakma öyle yazdığıma şimdi. O an farkına vardığımda, sinirimden salya sümük ağlamıştım, niye benim başıma geldi diye.
At 8:17 PM,
KUGUU said…
ALLAH korusun MERCANcgm tekrarindan, beterinden hepimizi. O gun o kadar cok nakitle dolasman senin sanssizligin, o pis hirsizlarin ise ne yazikki sansi olmus.
Iyi ki canta dahil herseyi cope atmissin. magaza guvenlik kamera izlettirdiler mi sana merak ettim? Hangi mall du bu- AK??
At 9:13 PM,
kurunane said…
çok geçmiş olsun.
buna benzer bir olay benim de başıma gelmişti. ben de çantamı bebek arabasına asmıştım, birkaç saniye için başka bi tarafa bakmamla beraber çantamın yok olduğunu farkettim. sanırım bebek arabasına asılı duran çantayı gören hırsız uzun süre peşimizde takip edip, boş bulunduğum anı kolladı ve başardı...
derhal karakola gidip durumu bildirdik, bankayı arayıp kredi kartımı iptal ettim. 1 hafta sonra çanta bulundu. sadece cep tel. ve parayı almışlar.
ama çantamın çalındığını farkettiğim an hissettiğim şeyler o kadar garipti ki. ben içindeki parayı falan değil de özelime el uzatıldığını düşünmüştüm. kendimi çok kötü hissetmiştim
At 12:51 AM,
Mercan said…
KUĞUcum, hiçbirşey izlettirmediler. Çok diretince de, gece saat 22.00'den sonra gelin dediler. Ancak o zaman kayıtlara bakılabilirmiş. Bahsettiğim yer Kozyatağı'ndaki Carrefour. Mağza da Mudo Kids. Carrefour'ın kendisi mağzalara karışamıyormuş. Orada banka var diye aldım yanıma o kadar parayı. Ama hemen gidip yatıracağıma, biraz dolaşayım dedim. Büyük hata! Neyse geçmiş oldu zaten:)
At 1:03 AM,
Mercan said…
Sana da geçmiş olsun KURUNANE.
Herhalde özellikle pusetle dolaşanları seçiyorlar. Hem insanın özeline, hem de bu kadar kötü niyetli bir insanın senin yavruna yaklaşabilmiş olması düşüncesi çok fena.
Benim de hissettiklerim garipti. Bir taraftan hem bunu yapana, hem de kendi dikkatsizliğime kızdım. Bi de bebeğime dokunulmadığına şükrettim.
Artık iki çocukla daha da dikkatli olmalıyım. Zaten iki çocukla çıkacaksam, yanımda mutlaka biri daha olur. Zaman artık o kadar kötü ki:(
At 3:20 PM,
KUGUU said…
evet zaman maalesef o kadar kotu ki:( yazik !
At 11:20 PM,
Age35 said…
kESİNLİKLE KATILIYORUM,GEÇEN GÜN HAVALI ALIŞ VERİŞ MERKEZLERİNDEN BİRİNDE ÇALDILAR BİR KADININ ÇANTASINI..
At 5:42 PM,
Mercan said…
Bu işi yapanların çoğu da zaten şık şık giyinip, şüphe uyandırmayan tipler AGEcim. Düşünsene mağzanın içinde, yanına kadar yaklaşabiliyor ve hiç dikkat çekmiyor. Sokakta olsa ve çingene kılıklı biri yaklaşsa, insan bi şüpheye düşer. Ama diğerlerini anlamak çok zor.
At 12:58 PM,
Adsız said…
ben sedaBenimde başıma geldi hemde 6 gün önce hemde izmirin göbeğinde Tansaşta...Ne bana nede polislere güvenlik kamera görüntülerini izletmediler polis derhal bir üst yazıyla görüntüleri istediği halde.Bu arada yeni bir yasal düzenleme geliyor henüz çıkmadı ama yasa.bilginize:bundan böyle otoparklarda ve büyük alışveriş merkezlerinde çalınan eşyalardan sorumlu değiliz diye birşey sözkonusu olamayacak o mağaza bizimde güvenliğimizi sağlamak zorunda...
At 12:59 PM,
Adsız said…
İyi günler.Yeni bir yasal düzenlemenin yapılıp yapılmadığı hakkında bilgi almak istiyorum.Büyük market ve mağazalarda müşterilerin değerli eşya ve çanta vs..lerinin kaybı ve çalınma durumunda o işyerinin yükümlülükleri nelerdir. Güvenlik zaafı ile ilgili bir kaybım var lütfen bana yardımcı olurmusunuz.
At 1:00 PM,
Adsız said…
ben sedaBenimde başıma geldi hemde 6 gün önce hemde izmirin göbeğinde Tansaşta...Ne bana nede polislere güvenlik kamera görüntülerini izletmediler polis derhal bir üst yazıyla görüntüleri istediği halde.Bu arada yeni bir yasal düzenleme geliyor henüz çıkmadı ama yasa.bilginize:bundan böyle otoparklarda ve büyük alışveriş merkezlerinde çalınan eşyalardan sorumlu değiliz diye birşey sözkonusu olamayacak o mağaza bizimde güvenliğimizi sağlamak zorunda...
Yorum Gönder
<< Home